Casio G-SHOCK GB-6900 Saat Akıllı Mı Acaba?

20130328-194744.jpg

Yaklaşık 3 ay önce Apple’ın akıllı saat(i watch) çıkaracağı dedikoduları sırasında bu saate kısaca bu yazımda değinmiştim. Casio’nun akıllı sayılabilecek olan bu saati Bluetooth 4.0 bağlantı birimini kullanıyor. Elimde Bluetooth 3.0 olan cihaz olmadığından deneyemedim ama açıklamalardan anladığım kadarıyla sadece Bluetooth 4.0 destekleyen akıllı telefonlarda çalışıyor. Bu durumda iOS telefonlarından sadece iPhone 5 ve 4S bu saati destekliyor. Bluetooth 4.0’ın eski sürümlerine göre enerji tüketiminin oldukça düşük olması bu saate 2 yıl pil ömrü biçiyor. Bu pil süresini şu anda piyasada bulunan birçok akıllı saatte görmenin imkansız olduğunu ve iPhone ile uyumsuz olduğunu düşünürsek bu yönden oldukça dikkat çekiyor.

Ürünün G-Shock saatlerinden de alışık olduğumuz gibi siyah haricinde mavi, beyaz, kahverengi gibi spor renkleri de mevcut. Ben ürünü canlı olarak göremediğimden herhangi sürpriz ile karşılaşmamak için standart olsun deyip parlak siyah renk olan 1DR modelini tercih ettim.

20130328-195358.jpg
Casio G-Shock GB-6900’ın diğer modellerinden ebat olarak farklı yönü yok gibi. Biraz iricene bir kasası var. Bu durum da zaten Casio’nun G-SHOCK modellerinin şok emici özelliğinden ileri geliyor. Eğer iri tip saatlerden hoşlanmayan arkadaşlarımız varsa biraz daha ince hatlara sahip olan GB-5600 modellerini tercih edebilirler. Ancak bu modeller her ne kadar bayan saatine pek benzemesede bayanlar düşünülmüş olabilir. Sonuçta mevzu bahis dijital saat ve Casio ise o pahalı dizayn işçilik harikası görüntüyü aramamak ve işlevine bakmak lazım.

20130328-195752.jpg
Saatin telefonunuzla olan bağlantısını yönetebilmek için kullandığınız telefonunuzun işletim sistemine ait olan uygulama dükkanından kendi G-SHOCK uygulamasını indirmeniz gerekiyor.

20130328-195921.jpg
Saati telefon ile eşleme aşamasında, ana saat ekranındayken parmağınızı sağ üst düğmeye basılı tutuyorsunuz ve böylece Bluetooth aktif hale gelerek cihazlar tarafından bulunabilir hale geliyor. Ancak saati, cihazınızın uygulama mağazasından indireceğiniz G-SHOCK uygulaması ile aratıp eşlemeniz gerekiyor. İlk eşlemede saatin ekranında beliren şifreyi bir kereye mahsus telefondan girmeniz gerekiyor.

20130328-200248.jpg

Eşleme son derece basit ancak;

“” Cihazdan aratma işlemi başladıktan sonra cihazı bulması uzun sürmese de bağlanma süreci uzun sürdü. Ayrıca telefonun kapsama alanından çıkıp tekrar yanına geldiğinizde tekrar bağlanması uzun sürüyor veya bağlanmıyor. Bu durumda cihazı kapatıp açtıktan sonra G-SHOCK uygulamasından aratarak tekrar bağlantı kurulması gerekebiliyor. “”

Uygulama kurulum ve bağlantı için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Kısaca bu saatin akıllı özelliklerine değinecek olursak;
– Gelen çağrı bildirimi
– Mail bildirimi
– Facebook ve Twitter bildirimi
– Telefon bulucu
– Bağlantı(2 cihaz arası) kayıp bildirimi
– Telefon ile senkronize yerel saat değişimi.

20130328-202250.jpg
Telefonu iş yerinde kullanıyor vede sürekli gelen çağrı ve bildirim seslerinden dolayı benim gibi çevrenize rahatsızlık vermekten çekiniyorsanız bildirim özelliği gerçekten çok işinize yarayacak. Gelen çağrı, mail, Facebook ve Twitter bildirimleri hem titreşim hemde sesli olarak anında saatinize yansıyor. Bu konuda herhangi bir gecikme görmedim. Ancak SMS bildirimini maalesef iOS işletim sistemli cihazlarda göstermiyor. Bu durum Android işletim sistemi içinde geçerli mi bilmiyorum.

Yine gelen çağrı bildirimleri iOS platformu için saatinizin ekranında “incoming call” olarak gözüküyor. Ancak Android platformunu kullanan cihazlar ile eşleştrildiğinde arayan kişi bilgiside görünüyor. Görüldüğü üzere iOS’un biraz kapalı kutu bir işletim sistemi olması bu konuda da bizi üzdü.
<

20130328-202713.jpg
Facebook Ve Twitter Bildirimleri maalesef iOS 5.1.1 ve öncesini desteklemiyor. Ama zaten hala bu versiyonda kalmak için hala direnen 4S kullanıcısı parmakla sayılır düzeydedir.

iOS cihazların desteklediği özellikler aşağıdaki tabloda verilmiştir;

20130328-202109.jpg
Telefon bulucu özelliği çok iyi olmuş. Telefonunuz ev içinde veya arazide kaybolduysa saatinizin sağ alt kısmındaki düğmesine basılı tutarak telefonunuzda kendi atadığınız melodi veya mp3’ü çalmasını sağlayabilirsiniz. Telefonunuz titreşim modunda bile olsa, alarm mantığı ile sesli uyarı vermesi çok iyi olmuş. Çünkü telefonunuz titreşim modunda iken çaldırarak titreşim sesi ile yerini tesbit etmeniz biraz zor oluyor.

20130329-094355.jpg
Telefonunuzu koyduğunuz yerden uzaklaştığınızda Bluetooth sinyal seviyesi düşmesine bağlı olarak saat size sesli ve titreşimli uyarı veriyor. Bu özellik saati ilk aldığım gün işime yaradı desem yeridir. Çalıştığım fabrikada masamdan kalkıp yemeğe giderken saatimin titrediğini hissettim. Bildirimdir diye düşünürken ekranda bir adam ve telefon simgesi gördüm ve o an kafamda şimşekler çaktı 🙂 ve geri çıkarak telefonumu yanıma aldım. Tabi budurum evin bir ucundan diğer ucuna giderkende geçerli. Bu nedenle yeri geldiğinde son derece elzem olabilir.

Bu saati aldığımda saat ayarı yapmadan ilk işim telefon ile eşlemek oldu. Telefonumdaki yerel saate göre GB-6900 kendi saatini otomatik olarak ayarladı. Bu demek oluyorki; çok seyahat eden bir kişiyseniz, nereye giderseniz gidin saatiniz telefonunuzdaki yerel saate göre kendini güncelleyecektir.

Saatinizi kolunuzdan çıkartıp bir kenara koyduğunuzda uzun süre hareketsiz kaldığından dolayı pil tasarruf moduna geçerek ve bluetooh bağlantısını otomatik olarak kesecektir. Tekrar saati hareket ettirmeniz halinde saatte yer alan ivme sensörü bunu algılayıp tekrar Bluetooth aktif hale geçecektir. Tabi ben saati kolumdan hiç çıkarmadığımı düşünürsek bu durum beni pek ilgilendirmiyor. Bazen bağlantıyı otomatik kestiğinde tekrar bağlanması uzun sürüyor. İsterseniz güç tasarrufu saat ayarlarınızdan kapatabilirsiniz

20130329-094620.jpg
Casio G-Shock GB-6900’ın bazı özelliklerinin iOS platformunda tam anlamıyla çalışmayışı hayal kırıklığı olsada bu eklenmeyeceği anlamına gelmiyor. Zaten Facebook vede Twitter bildirim özelliği sonradan eklenmiş bir özellik. Gerçi Apple’ın akıllı saat üzerinde çalıştığı konusundaki ciddi söylentileri düşünürsek Apple bu tarz girişimlere pek sıcak bakmayacaktır.

20130329-094923.jpg

Bu ürün uzun süredir satışta ancak Türkiye’deki stokları yok denecek kadar azdı. Belkide Casio, Apple’ın bu akıllı saat atılımından gaz almış olup bu ürünün satışlarını hızlandırmış olabilir.

Casio’nun sitesinde birkaç yerde rastladığım ”’lütfen iOS cihazınızdaki uygulamanın güncelliğini sürekli kontrol edin”’ ibaresi bana ileriki zamanlarda güncellemeler ile daha fazla işlev kazanabileceği konusunda ümit verdi.

Şimdilik akıllı telefonu olup saat ihtiyacı olanlara şiddetle tavsiye ettiğimi söyleyebilirim. Eğer saat ihtiyacınız yoksa şimdilik bekleyin derim. Bence ”Akıllı Saat” ünvanına tam anlamı ile ulaşabilmesi için biraz daha güncellenmesi gerekiyor. Heleki Android cihaz kullanıyorsanız daha başka akıllı saat alternatifleriniz var.

20130329-095251.jpg
Ancak iri ekranlı, renkli, güzel bir arayüzü olan I’m Watch tarzı bir akıllı saatin bırakın 2 sene pil süresini 1 ayı bile bulamayacağını da göz önünde bulundurmak lazım.

20130329-095129.jpg
Ürün piyasada 220-320 TL arasında değişiyor. Tabi bu yazdıklarım garantili fiyatları. Bu fiyat varyasyonu ise ithalatçı firma ve garantilerinden ileri gelen ben durum. Fiyat Casio’nun diğer G-SHOCK model fiyatlarına baktığımızda gayet uygun. Ayrıca tam Türkçe kullanım kılavuzuna da BURADAN ulaşabilirsiniz.!!!

Guoer iPhone 4/4S/5 Smart Cover İnceleme

20130317-195331.jpg

Smart özelliği evet ama Cover özelliği biraz tartışılır bir ürün. Cover olarak görevini %50 gerçekleştiriyor olsada şu anda Smart özelliği ile favori kılıfım olmuş durumda. Ürün tamamen arka ve yan bölgeleri korumaya yönelik bir ürün.
20130317-191616.jpg

Aslında iPhone 5’in inceliğini maskelememek için genelde 0.2 mm inceliğinde arka kapak şeklinde plastik koruyucu yada saydam kaplama(Zagg invisible shield vs.) kullanma taraftarıyım. Ancak bu ürün özellikle benim gibi sürekli masa başı çalışanlar için gayet cezbedici diyebilirim. Ayrıca farklı kullanım şekilleri sunması bu kılıfın kullanım sebebimin esasını oluşturuyor.

20130317-191715.jpg
Öncelikle bu kılıfa Smart özelliğini sağlayan kapağı çıkarıp kenara koyduğumuzda arka kapak görüntü olarak kötü durmuyor. Ayrıca üretici firmanın renk olarak iPad Smart Cover renklerini tercih etmesi Apple ürünü görüntüsüne biraz daha yaklaştırmış. Tabi zamanında bu renkleri başka markalar kendi orijinal aksesuarlarına da kullandı. Kimse yabancılık çekmeyecektir :)))

20130317-191822.jpg
Kılıf iki parçadan oluşuyor. Bunlardan biri arka kapak. Bu kapak içerisinde ince bir metal bir levha var ve bu sayede diğer mıknatıslı kapak buraya tutunuyor. Diğer parça bu arka kapağın üzerine tam oturacak şekilde katlana bilen bir başka bir kapak. Bu kapak iPad Smart Cover ile aynı çalışma prensibine sahip ancak bu arka kapaktan tamamen bağımsız. Fotoğraflardan da gördüğünüz üzere üç gen haline getirmek için bu iki yan yüzey birbirine yaklaştırmanız ile birbirine mıknatıs etkisi ile yapışması bir oluyor. Bu mıknatıslar son derece kuvvetli vede bu kuvveti sayesinde ilerde değineceğim üzere farklı kullanım alanları da sağlıyor. Tabi biraz da size kalan bir durum 😉 Biraz kafa yorup buna ilave aksesuarlar ile farklı alanlarda farklı şekilde kullanmanız mümkün.

Mesela ben bizim iş yerimde bu arkasındaki ayrılabilir olan kapak genişliğinde 2-3 tane demir plaka kestirdim. Bunların arkasına iki tarafı yapışkan bant yapıştırdıktan sonra arabama, çalışma masama ve başka birçok yere yapıştırılabilecek şekle getirdim. Evet bu kapak ile bu cihaz, metal olan her yüzeye sımsıkı mıknatısları sayesinde yapışıyor.
Arabanızın ön konsol görüntüsünün biraz bozulmasından rahatsız olmazsanız bunlardan birini oraya yapıştırdıktan sonra araç telefon tuttacağı olarak kullanabilirsiniz. Tabi bunun için araç ön konsolunuzun yapısıda müsait bir yüzeye sahip olmalı. Benim gibi Hyundai Accent gibi ön kosolu tamamen yuvarlak hatlı bir araba kullanıyorsanız bu işlem için biraz zorlanabilirsiniz. Tabi bunu yapmadan önce telefonunuzu tutturacağınız bölgenin çok güneş görmeyecek yer olmasına dikkat edin. Yoksa hem telefonunuz zarar görecektir hemde güneş altında yapışkan bant zamanla yapışkan özelliğini kaybedecektir.

20130317-193800.jpg
Smart Cover ile iPad’lerin mutfak buzdolabına nekadar sıkısıkıya yapıştığını herkes bilir. Aynı durum bu kılıf içinde geçerli. Kuvvetli mıknnatısları ile Buzdolabına yaklaştırdığınız anda yapışıyor ve gayet sağlam hissini veriyor. Özellikle bayanların bu durum son derece ilgisini çekecektir. Tabi iOS AppStore’da yer alan mutfak hakkında faydalı bilgiler, yemek tarifi uygulamalarını düşünürsek özellikle bayanların mutfakta iOS cihazları büyük yardımcıları. Ablalırımız istediği bilgiyi ekran getirdikten sonra cihazlarını buzdolabına sabitleyip eller serbest moduna geçebilirler.

Aslında bu kılıfı kullanmaya başlayalı baya oluyor. Bu yazıyıda bekletmemdeki sebep, ilerleyen vakitlerde olumsuz yönlerini görüp göremeyeceğimdi. Bu süreçte dikkatimi çeken olumsuz yönlerinde biri arka katlanan kapağın kamera deliğinin alduğu kısımda mıknatısın olmayışı ve bu nedenle cepe koyduğunuzda dışa doğru katlanması ve kötü bir görüntü vermesi. Ancak bu arka kapak çok esnek vede sağlam bir yapıda olduğu için katlandığı yönün tersine elinizle katlayarak tekrar düzgün bir şekil vermeniz çok kolay.

20130317-194148.jpg
Diğer bir kusur ise zamanla arka kısmın kirlenerek kararması. Smart Cover’lardan da hatırlayacağınız üzere kullanıma bağlı olarak yüzeyde kararmalar oluyor. Ancak bu durum Smart Cover’larda hafif silmeler ile temizlemek mümkündü. Bunda ise yüzeyinin hafif desenli olmasınında etkili olduğunu düşünerek biraz temizlemesi zahmetli. Hatta kenar kısımlarda meydana gelen kararmaları bir türlü gideremedim. Açıkcası kapağa zarar veriri korkusu ile deterjan vs. tarzda kimyasal içerikli hiçbirşey kullanmadığımı da belirtmek isterim. Aşağıdaki fotoğrafta göreceğiniz üzere normal kapak ve Smart kapağı arasındaki renk farkından görebilirsiniz. İlk aldığımda bunların renk tonları neredeyse aynıydı.

20130317-194333.jpg
Ekleyeceğim diğer nokta ise bu arka katlanan kapağın 3 bölmeden oluştuğu. Bu üç bölmeden sağ sol kısım mıknatıs özelliği var ancak orta kısımın yok. Yani herhangi bir yüzeye sağlam tutunması için iPhone cihazınız ile aynı genişlikte metal bir yüzey olması gerekli. Aksi halde cihazınızın metal yüzeye tutturmanız ile yere yapışması bir olur 🙂 Dikkat…!!!

20130317-194700.jpg
Ayrıca MacBook Air ile yaşadığım çok ilginç bir deneyimi de anlatayım. Mıknatıslı katlanabilir kapağı bir an çkartıp kullandığım MacBook’un şarj girişine yakın bir kısma koydum ve MacBook’un ekranı bir anda karardı. Uzaklaştırdığımda ekran yine geldi. MacBook’ların şarj girişleri mıknatıslı ve bu sayede kablonun ucunu yaklaştırdığınızda o yuvaya kendiliğinden oturuyor. Bunun sebebinin girişin bir işlevinden dolayı mı yoksa ters giden birşeyler olduğu için mi yaptığını anlayamadım. Eğer MacBook hakkında teknik bilgisi iyi olan biri bu konuda yorum yaparsa sevinirim.

20130317-194847.jpg
Ayrıca daha önce piyasaya düşen bir fotoğrafı paylaşmak istiyorum. Bu fotoğraf piyasaya düştüğünde acaba Apple’ın iPhone için geliştirdiği Smart Cover mı dedikodusu ile lanse edildi. Ancak tabi dedikodudan öteye gidemedi.

20130317-200157.jpg
Şimdilik amatör incelemem bu kadar. Bu ufak yüzeysel incelemeyi açıkcası severek beğenerek aldığım bir kılıf olduğu için yazdım. iPhone’u için bu tarz Smart özellikli bir kılıf arayan varsa vede yardımcı olabildiysem ne mutlu bana. Bu arada ürünün fiyatı 29 TL.

Leap Motion İlk Bakış

20130308-143954.jpg

Piyasada buna benzer ürünler görmek mümkün. Özellikle akıllı tv’lerde yer alan hareket algılayıcıdan 200 kat daha hassas olan bir algılama prensibi düşünün. Nekadar hızlı olursa olsun elinizin her hareketini algılıyor. Evet bu ürünün adı Leap Motion.

Aylar önce bu ürün daha üretime geçmeden geliştirme aşamasındayken ön siparişini verdim ancak henüz elime ulaşmadı. Ama Türkiye’den de tanıdığım bazı program geliştiricilere gönderildi bile pehhh. Bizlere inşallah Mayıs ayı gibi yollayacaklar. Ancak geliştiricilere dağıtılması ortalığı karıştırmaya yetti bile. Herkes biraz da yaratıcılığını kullanarak değişik program ve amaçlarla kullanmaya başladı. Tabi bu arkadaşları gördükçe uyuz oluyor vede neden bende geliştirici olmadım diye kendi kendime kızıyorum. Neyse geç olsun güç olmasın.

Bu ürüne gerçekten ihtiyacım var diyebilirim. Dokunmatik ekran olmayan MacBook vede Windows 8’li 2 adet bilgisayarım var. iPad’e okadar çok alışmışım ki bazen parmaklarım bilgisayarlarımın ekranına gidiyor ve ben ne yapıyorum diye dokunmadan elimi geri çekiyorum. Bunu kafe gibi kalabalık ortamda yapınca duyduğunuz utancı anlatamam. Yani henüz dokunmatik ekran olmayan cihazlarınız için mükemmel bir çözüm diyebilirim. Tabi bunun ne kadar kullanışlı vede kolaylık sağladığına bizzat kullanınca karar vereceğiz.
Bu cihazı kullanan geliştirici bir abim olan Vehbi Emiroğlu dediğine de hak veriyorum;

    Elinizi hiçbir yere temas ettirmeden sürekli havada serbest bir şekilde hareket ettirmek dokunmatik ekran kullanmaktan daha yorucu gibi gözüküyor”

Hal böyle olunca Leap Motion kullanımı biraz kısıtlanıyor. Gerçi zaten win8 de olsa şu anda işletim sistemleri her işi bu araç ile yapmamıza imkan vermiyor. Yani arada sırada, mesela Metro arayüzüne geçtiğimizde, resim galerisi vs. gibi alanlarda kullanımı daha mantıklı olacaktır.

20130308-145423.jpg
Bu cihaz bazı profesyonel inceleme videolarında çok akıcı bir kullanım sağlıyor gibi gözüksede amatör olarak geliştiricilerin çektiği inceleme videolarına göz attığımda maalesef bazı takılmalar vede aksamalar görmek mümkün.
Leap Motion’un gerçekten algılama hızı mükemmel. Çok hızılı hareket ile bir imza atmak mümkün. Elinizi sağ sola tüm gücünüzle hızlı olarak hareket ettirdiğinizde her hareketini algılıyor. Ama bu iki parmak yok mu işte onları cihaza net bir şekilde göstermeniz gerekiyor. Pinch(çimdik) hereketi, yakınlaştırma uzaklaştırma vs. bu hareketler için parmaklarınız cihazın algılayabileceği şekilde ayrık olması gerekiyor muş. Tabi bu tarz durumlar varsa dahi yazılımsal olarak iyileştirilebilir.

20130308-150000.jpg

    Hala L. Motion’un Beta sürecinde olduğunu düşünürsek bence mükemmel bir çalışma performansı gösteriyor.

20130308-145549.jpg
Şimdiden birçok insan Windows 8 arayüzünü kullanmanın keyfini Leap ile çıkarmaya başladı. Malum Windows arayüzünü artık dokunmatik ekran vede tabletlere yatkın bir hale getirdi. Ama her nekadar durum bu şekilde olsada maalesef herkes eski nesil dokunmatik özelliği olmayan bilgisayarlarında kullanmaya başladılar. Hatta dokunmatik ekranlı PC’ler henüz piyasayı tam ele geçirmiş sayılmaz. Heleki bir sürü eski nesil Laptoplar stoklarda beklerken. Leap Motion sanki Windows 8 için üretilmiş bir apartmış gibi geliyor bana. Yani kapak yuvarlandı tenceresini buldu gibi birşey. Cukk oturdu yani ne diyebilirim…

20130308-145720.jpg
Leap Motion geliştiriciler haricindeki kullanıcıları 13 Mayıs’tan sonra gönderilmeye başlanacak. Şimdi sizde ön sipariş verebilirsiniz ve hatta ücretini hemen kesmiyorlar. Sizden sadece banka kredikart numarasını alıyorlar. Zaten gönderikleri e-postada yazdığı üzere para gönderim yapıldıktan sonra tahsis edilecek. Şu anki fiyatı 80 USD kadar. Ben sipariş vereli baya uzun zaman oldu ama ben sipaiş verdiğimde fiyat daha düşüktü diye hatırlıyorum, belkide yanlış hatırlıyorumdur. Türkiye’de böyle bir cihaz yurt dışı fiyatının 2 katını geçer diye tahmin ediyorum. Bu tarz ürünler insanlarda aşırı derecede merak duygusu uyandırdığından gözünü karartıp istenilen ücreti verecek çok insan olacaktır ama yaygınlaştıkça çok olmasada değerini bulacaktır.

20130308-145842.jpg
Leap Motion küçük ve taşınabilir bir yapıya sahip. Az daha küçük olsaymış anahtarlık niyetine kullanılabilirmiş diyebilirim. Tabi bu iş burada kalmayacaktır bu cihaz daha geliştirilip daha küçük bir hale getirilebilir. hatta bu teknolojiyi satın aldığınız cihazlarda donanım olarakta rastlamak mümkün olabilir. Ekran görüntüsünde de gördüğünüz üzere sanki içerisinde 2 adet sensör bulunuyor. Bunu görünce aklıma 3 boyut kameraları geldi. Belkide 3 boyut kameraları ile paralel bir teknolojidir ama benim bilgi seviyem bunun için yetersiz ve bu konuda yorum yapamam, bu iş esas üstadlarının işi.

Mayıs ayını ip ile çekiyorum ve sizi aşağıda rastladığım geliştirici kiti kutu açılımı videosu dahil bazı ilginç videolar ile yalnız bırakıyorum….

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=_d6KuiuteIA&w=1280&h=720]

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=MYgsAMKLu7s&w=1280&h=720]

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=5bSrdLNSN08&w=1280&h=720]

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=-8WkyBBwYTI&w=1280&h=720]

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=LY3Ya__6BHw&w=960&h=720]

Apple TV Üzerinden iTunes Match Ve iTunes Store

20121209-202231.jpg

Daha önce Apple TV Nedir? Neler Yapılır? yazımı yazdığımda maalesef iTunes Store Türkiye’ye açılmamıştı. Ama yazmamdaki amaç ozaman iTunes artık TR’ye açılıyor dedikoduları idi. Ve şükürler olsunki fazla beklemedik. O zaman mecburen genelde Apple Tv’nin, Apple ürünü kullanıcıları için ELZEM olan Air Play özelliği üzerine yoğunlaşmıştım. Artık genel arayüz ve iTunes Store ile neler yapabileceğimiz üzerinde duracağım.

Bu anlatımlarda Tv’den aldığım ekran görüntülerini, daha önce incelemesini yaptığım LG Magic uygulaması ile aldım.

iTunes, Türkiye’ye açılmadan önce sırf meraktan ülke olarak Amerika’yı seçip şöyle bir menüye gözattım. Ana ekranda hep karşıma yabancı dizilerin sezonları ve filmler karşıma çıkıyordu.

20121209-202305.jpg
Artık Aplle Tv’yi ilk açtığımda karşıma çıkanlar Türkçe dublajlı ve altyazılı Yabancı ve Türk Filmleri. Yani iTunes size bulunduğunuz ülkeye göre içerik sunuyor. Eğer ingilizcenize güveniyorsanız Amerika hesabı açarak yabancı dizilerin sezonlarına ulaşabilirsiniz. iTunes Store’da henüz Türkçe dizilere rastlamadım. Zamanla yapımcı firmalar iTunes gibi bir platformun önemini idrak ettikçe eminim içerikler daha da genişleyecektir. Şu anda vizyon filmlere rastlamak biraz zor.

Bizim milletimiz böyle içeriklere pek para vereceğini zannetmiyorum ama belli olmaz. Yok kardeşim ben bunlara para vermem gider sinemada izlerim derseniz bile yine size eğlenceli içerik sunacak standart bir Youtube uygulaması ve fragmanlar, Podcast gibi uygulama ve içerikler mevcut.

20121209-202727.jpg
Aslında benim favorim Fragmanlar uygulaması. Burda filmlerin fragman, teaser, trailer ve fotoğraf galerine göz atabiliyorsunuz. Tüm içeriklerin HD olmasıda çok önemli. Vizyona henüz girmemiş filmleri buradan takip ederek size film seçiminde rehberlik edecektir.

20121209-202958.jpg

20121209-203110.jpg

20121209-203222.jpg

20121209-203241.jpg
iTunes ana ekrana baktığımızda filmler için özel kategoriler mevcut. Yılmaz Güney Filmleri, Türk Sineması, Altyazılı Filmler, Kendi Dilinizde Filmler, Walt Disney Filmleri vs.

20121209-203859.jpg

Şimdi gelelim esas mevzu iTunes Match’in Apple TV arayüzüne. iTunes Match içinde ayrıntılı incelememe buradan ulaşabilirsiniz; iTunes Match Nedir? Adım Adım iTunes Match Aktivasyonu ve Önemli Uyarılar..!!
Apple TV ile Fotoğraf Yayınına ulaşabildiğiniz gibi iTunes Match ile Mp3 arşivinize ve satın aldığınız videokliplerinize ulaşabiliyorsunuz. Videoklip olarak sırf meraktan Jeniffer Lopez klibini satın almıştım ve bende gözüken klipte o zaten.

Müzikler ikonuna yolladığımda karşıma gelen ilk görüntü iTunes Match’i aç butonu. Eğer ücretli olarak iTunes Match aboneliği aldıysanız aşağıdaki gibi bir iTunes Match menüsü karşınıza gelecektir.

20121209-205230.jpg

İsterseniz buradan direk arama kısmından Mp3 arşivinizden istediğiniz parçaya hızlıca ulaşabilirsiniz. Benim arşivim kısıtlı ancak binlerce arşivi olanlar için büyük önem taşıdığı tartışılmaz gerçek. Ayrıca iTunes programı üzerinden kendi listelerinizi yaptıysanızda listeler bölümünde gözükecektir.

20121209-210028.jpg

20121209-210041.jpg
Arzu edeseniz de Geinus’u aktif edip sırtınıza yaslanıp bir yandan karma müziklerinizi dinleyip bir yandanda blog yazabilir, gazete dergilerinize göz gezdirebilirsiniz.

20121209-210254.jpg

20121209-210301.jpg
Bu yazım basit ve sade oldu ama zaten Apple Tv’nin de arayüzü ve ayarları gayet basit ve sade. Tam Apple ürünü dedirtecek cinsten. İleriki zamanlarda Apple Tv’ye Bluetooth klavye desteği ve AppStore geleceği konusunda dedikodular dolaşıyor. Bakalım Apple TV ve iTunes Store bize ileriki zamanlarda ne gibi süprizler yapacak.

iTunes Match Nedir? Adım Adım iTunes Match Aktivasyonu ve Önemli Uyarılar..!!

20121205-220847.jpg

Bu yazımda iTunes Match’in ne olduğu, ne gibi avantajlar sağladığı ve en sonunda adım adım ekran görüntüleri ile iTunes Match aktivasyonunu(yazımın sonunda) anlatacağım. Tabi öncelikle bu hizmetin ne olduğu, ne işe yaradığından bahsetmek gerekir.

Aslında iTunes Match’i Apple’ın iCloud hizmetinin bir dalı olarak görebilirirz. Malum Apple tüm iPhone, iPod, iPad ve MacBook kullanıcılarına 5 GB’lık bir online yedekleme alanı sunuyor. Bu bulut tabanlı yedekleme merkezine Apple, iCloud adını verdi. Bu alana kişilerinizi, mail adreslerinizi, Office dosyalarınızı, Notlarınızı, Fotoğraflarınızı ve Uygulamalarınızın yedekleyebiliyorsunuz. Basit bir şekilde anlatmak gerekirse iTunes Match de bu şekilde yedekleme görevi görüyor ama sadece müzikleriniz için. Böylece iPhone, iPod, iPad, Mac işletim sistemli veya iTunes yüklü bilgisayarınızdan veya cihazlarınızdan nerede olursanız olun müzik arşivinize ulaşabiliyorsunuz.

iTunes Match’in çalışma prensibine gelecek olursak öncelikle bu servis cihazınızda bulunan Mp3’leri tarıyor ve tanımlıyor. Eğer sizde bulunan mp3’ler iTunes Store’da yer alıyorsa onunla eşleştiriyor. “Match” kelimesinin Türkçe anlamı da zaten eşleştirmek. Eşlemesi başarılı olan parçaları iCloud’a aktarmamıza gerek kalmıyor. Daha sonra eşleşmeyen parçaları karşı iCloud’a yükledikten sonra artık müzik arşivinizin bir imajı mevcut oluyor. İstediğiniz yerden bu arşivinize ulaşıp, indirip dinleyebilirsiniz artık.

Aslında bu hizmete ben pek sıcak bakmıyordum ama ayrıntısını araştırınca içim bayağı bir ısındı diyebilirim. Bence iTunes Match’in en büyük kıyağı, eğer arşivinizde lisanssız mp3’ler varsa ve bunlar iTunes’da yer alan müzikler ile eşleşen parçalarsa bir anlamda LİSANSLI hale getirmiş oluyorsunuz.
Ayrıca mobil olarak taşıdığımız cihazlarımızdan sadece dinleyeceğiniz parçaları indirerek, kısıtlı olan telefon hafızamıza faydada bulunmuş olacağız. Bunu da bırakın, eğer internet kota derdiniz yoksa veya bulunduğunuz yerde WiFi bağlantı varsa hiç indirmeden direk online olarakta dinleyebileceksiniz.

Ancak iTunes Match ile iCloud’unuza, iTunes’dan satın aldığınız MP3’ler hariç en fazla 25000 adet parça yükleyebilirsiniz. iTunes Store’den satın alarak istediğiniz kadar müzik arşivi yapabilirsiniz. Apple satın alınan Mp3’lerin sayısı hakkında herhangi bir kısıtlama vermiyor.Açık konuşayım, benim bukadar arşivim hiç olmadı. Olmasıda mantıklı değil. Hangi birini dinleyeceksiniz ki :))

Aslında bu hizmeti düşününce 39.9 TL vermek mantıklı gibi. Heleki lisansız mp3’lerimizi lisanslı hale getirebildiğimizi ve 256 kbps kalitede müzik dinlediğimizi düşünürsek bu fiyat, hayatımıza beyaz(legal) bir müzik arşivi açmak gayet makul gibi. Tek sıkıntısı yıllık abonelik olması.
İlginç olan diğer nokta, ABD’de bu servis ücretinin 25$ olması. Yani Türkiye’deki fiyatı, ABD’den 2-3 TL daha ucuz olması. Apple bizi seviyor sanırım veya hala TR’de tam bir vergilendirme söz konusu değil. İnşallah daha önce dedikodusu çıkan, herkesten AppStore ve Google Play’den ücretli indirdikleri uygulamaların vergisi alınacak geyiği bu konuda da karşımıza çıkmaz.

iTunes Match aboneliğinizi PC’ye kurduğunuz iTunes uygulaması veya iPhone ve iPad’inizde Ayarlar>;iTunes/AppStore sekmesinden başlatabilirsiniz. Ancak iTunes hesabınıza tanımlı kredi kartı olması gerek. Yoksa artık ülkemizde de satılmaya başlayan bir iTunes Gift Card alacaksınız yada kredi kartınız varsa bilgileri hesabınıza tanımlayacaksınız.

Sonuçta iTunes Match üyeliğinizi aktive ettiniz ve bu işlemleri bilgisayarınıza yüklü iTunes uygulaması ile yaptığınızı düşünürsek; iTunes bilgisayarınızda yer alan tüm parçaları tek tek analiz edecek ve iTunes ile eşleyecek (Match’leyecek)
Dikkat edilmesi gereken bir nokta varki bu işlemi yaparken internet bağlantısı kuvvetli bir yerde yapmanız gerekli. Çünkü arşivinizde yer alan parçalar iTunes ile eşleşmezse yani iTunes arşivinde yoksa bu sefer parçalarınızı upload etmeye çalışacak. Türkiye’de Upload hızının download hızının 1/5′ i olduğunu düşünürsek bu saatlerinizi alabilir. Diğer alternatif ise eşleyeceğiniz müzik arşivinizi biraz daha azaltmanız.

İŞTE EKRAN GÖRÜNTÜLERİ İLE ITUNES MATCH KURULUMU VE AKTİVASYONU


– İlk başta iTunes versiyonumuzu iTunes 11’e yükseltmemiz gerekiyor. Ve hemen ardından yukarıda yer alan “Mağaza” sekmesinden “iTunes Match’i Aç” seçeneğini seçmemiz gerekiyor.

– Tabi “Aç” dememiz ile birlik karşınıza ücret talebi geliyor ve bu talep butonu mavi rengi ile gerçekten insanın gözünü alıyor. Kaçınılmaz son olarak tıklayıp abone oluyoruz(tabiki butonun rengine aldanmadım).

– Hemen karşınıza 3 aşama çıkıyor sırayla hepsini bilgisayar otomatik olarak kendi yapıyor. Ve her kademe atladığında o kademenin yazısı koyulaşıyor gördüğünüz gibi.
1. Aşamada bilgisayarınızı tarıyor ve tek tek mp3 dosyalarınızı buluyor. Bu aşama bende mp3 az olduğu için de olabilir ama 2 dk bile geçmeden gayet hızlı bir şekilde 140 tane Mp3’ümü buldu.
2. Aşamada ise bu bulduğu Mp3’lerin iTunes Store’da mevcut olup olmadığı kontrol ediliyor.
3. Aşamada ise Mp3’leriniz eşleştirildikten sonra iTunes’da yer almayan parçalarınız bilgisayarınızdan karşı tarafa yani iCloud’a yükleniyor. Bu aşama inanılmaz uzun sürdü. Hatta bu yazıyı yazıyorum ama neredeyse 1,5 saati geçmesine rağmen 39 parçadan sadece 32 tanesi karşı tarafa yüklendi. Bu arada internet bağlantım 3 Mbit ancak yinede bukadar uzun sürmemesi gerekirdi. Sanırım bu durum yoğunluktan kaynaklanıyor. Mağlum iTunes sadece Türkiye’ye açılmadı. Ve her yüklemeden sora ekran görüntüsündede gördüğünüz gibi alt tarafta artık iCloud’da kaç tane mp3 olduğu yazıyor.

En sonunda eşleşmeyen Mp3’lerimizi de karşı tarafa aktardık. Peki bu iTunes match’i nasıl kontrol edeceğiz?

iTunes ekranda açık iken yukarıda yer alana “Parçalar” kısmının altındaki başlıklardan herhangi birine sağ tıkladıktan sonra açılan listeden “iCloud Durumu”na tıklayınca karşımıza; Bilgisarımızdan hangi Mp3’lerin eşleştiği hangilerinin karşıya yüklendiğini görebiliyoruz. Bu kısımda 6 durum söz konusu. Bunlar;
1) Eşleştirildi (anladınız siz)
2) Uygun Değil (Çok yülsek boyutlu veya çok düşük ses kalitesinde olan Mp3’ler)
3) Yinelenen (Müzik arşivinizde birbirinin aynısı olan parçalar işaretleniyor ve diğer kopyası aktarılmıyor) =) Süper…!!!!
4) Hata ( Bozuk Mp3 veya sorunlu upload)
5) Silindi (Parçanın iCloud üzerinden silindiğini ifade ediyor)
6) Bekliyor (Eşleştirmeyi bekleyen parçalar)

– “iCloud Durumu” seçeneği altında yer lana “iCloud’dan İndrilen” seçeneğini seçersenizden iCloud üzerinden hangi parçaları indirdiğiniz ve bu parçaların hangilerinin idirilebilir olduğunu görürsünüz. Solunda hemen koyu renkli iCloud ikonu bulunan parçalar mevcut bilgisayarınızda olmayan ve indirilebilir durumda olduğunu gösteriyor. Yani bunun kontrolü tamamen size ait ve bu gerçekten müzik arşivi kontrolü için mükemmel bir seçenek diyebilirim.

Evet en sonunda tüm parçalarımızı bilgisayarımızdan iTunes Match ile iCloud’a aktardık. Sıra geldi iCloud’dan bu aktardığım Mp3’leri iPhone’uma indirmeye.

Evet bu noktada DİKKATE ALMANIZ GEREKEN bir nokta varki buda iPhone’ununuzun Ayarlar>;iTunesStore/AppStore ayarları sekmesinden iTunes Match özelliğini aktif etmeniz ile iPhone’unuzda yer alan tüm Mp3’lerin silindiği. İnşallah telefonunzda mevcut olup, iTunes Match eşlemesini yaptığınız bilgisayarınızda olmayan Mp3’leriniz yoktur. Aksi halde telefonunuzda bulunan Mp3’lerinizin yedeğini almanız gerekecek.

Artık bundan sonraki sonuçlara kullandıkça ulaşacağız. İleride belki iTunes Match’in hatalarını veya eksi yönlerini gördükçe bunları @samonite Twitter hesabımdan paylaşırım. Tabi bunlar biriktikçe belki bir blog daha yazmak gerekebilir. Bu konuda takipçilerime bu yazı ile faydalı olabildiysem be mutlu bana 😉

Samsung’dan Projektörlü Tablet Beklerken Galaxy Pico Projektör Geldi.!!(Ön İnceleme)

20121205-122807.jpg

20121205-122029.jpgOrtalıkta uzun zamandır dolaşan dedikodulara bakılırsa Samsung’un yakın zamanda çıkardığı Galaxy Beam gibi birde üzerinde dahili Projektör bulunduran Tablet bekleniyordu. Aslında bu dedikodudan ziyade üzerinde iyi çalışılmış bir konsept tasarım. Yani hiçbir resmiyeti olmayan sadece teknoloji meraklısı arkadaşların ortaya koyduğu bir tasarımdı. Açıkcası Pico projektörlü Galaxy Beam telefonu piyasaya sürülünce aynı şekilde tablette beklemek saçma olmazdı. Bu konsept tasarım ile ilgili görsellere aşağıda ulaşabilirsiniz.

20121205-122921.jpg

20121205-122124.jpgBu beklentilere karşın Samsung Galaxy model telefon ve tabletler için harici bir Pico Projektör olan EAD-R10 Galaxy Projektörü Güney Kore’de 220$ fiyat ile piyasaya sürdü.

Ürün şarja takılı vaziyette 20 ANSI Lümen parlaklık sunuyorken pil kullanımında 15 Lümene düşüyor. Ve ayrıca 640×380 çözünürlükte görüntü sunuyor. Ve görüntüleri kendisi 720p’ye de dönüştürebiliyormuş. Üzerinde bulunan 1650 mAh batarya 2 saatlik video süresi sunuyor. 20 Lümen için sürekli şarjda kullanılacağını düşünürsek bunu fazla kafaya takmamak gerek. Diğer dikkatimi çeken nokta üzerindeki bataryanın çıkarılabilir olması. Tam emin değilim eğer gercekten bu şekilde ise yedek batarya ile kullanım süresini uzatmak gayet mümkün. Cihazın 1.2 cm kalınlıkta olması ve ebatları taşınabilirliğinin son derece yüksek olduğunu gösteriyor.

Ancak görüntü aktarımının kablo ile olması WiFi Direct gibi bir nimet sunmaması benim gözümde cihazı bitirdi diyebilirim. Sonuçta piyasada uzun zamandır bulunan alternatif olabilecek birçok marka Pico Projektör bulmak mümkün. Ben açıkcası tabletimden açtığım videoları WiFi direct ile direk Smart TV’ime aktarıyorum. Bundada aynı WiFi görüntü aktarımı olmasını beklerdim.

Bu ürünü yakından inceleyince aslında taşınabilir projektörlerin teknoloji olarak istenilen düzeye gelemediğini anladım. Neyse fiyatına bakılırsa yurtdışından belki alınabilir. Ama gittigidiyor üzerinden de bir ilan gördüm. Bu ürünü arkadaş yaklaşık 1100 TL’ye Kore’den evinize kargoluyor. Buna bu fiyatı vermektense Galaxy Beam Projektörlü Telefon almanız daha mantıklı. Samsung camiasına bu yeni ürünü hayırlı olsun 😉
ÜRÜN GÖRSELLERİ ;

20121205-122520.jpg</

İlgili Kaynak : LOG

Hangi Yazıcıyı Almalıyım ? Toner mi İnkjet mi? Alırken Nelere Dikkat Edilmeli ?

20121205-003046.jpg

Malum devir aslında lazer yazıcı yani tonerli yazıcı devri. Ancak günümüzde hala mürekkepli kartuş kullanan yazıcılar mevcut ve tüketimi azımsanmayacak düzeyde. Bu yazıcıların tercih edilmesinde aslında renkli baskı(fotoğraf) kalitesi rol oynadığı kadar fiyatlarının düşük olmasıda çoğu kişiyi cezbediyor. Neredeyse orjinal kartuş fiyatına bu tip yazıcılardan almak mümkün. Lazer yani tonerli yazıcılar ise ilk satın alma fiyatları mürekkepli olanların neredeyse 2-3 misli. Heleki lazerlerin renkli olan yazıcılarını tercih edecek olursanız fiyat baya yükseliyor.

Eğer renkli çıktı ile çok ilgili değil ama hergün çıktı alıyorsanız tercihiniz lazer yazıcı olmalı. Çünkü lazer yazıcılar ile 3-5 bin arası çıktı alırken mürekkepliler ile yazıcı teknolojisindeki son gelişmelere rağmen 1000 tane çıktı almak neredeyse imkansız.
Son zamanlarda HP’nin çıkardığı yüksek kapasiteli kartuşlar ve Epson’un bu sene fabrikasyon üretime geçirdiği “Sürekli Mürekkep Beslemeli” yazıcıları, kartuşlu yazıcıların yüksek maliyetine bir çözüm gibi gözüksede yinede lazer olan yazıcıların ekonomisini yakalayamıyor.
Yok kardeşim benim param var, ben renkli lazer yazıcı alacağım ve fotoğraf basacağım derseniz işte orada durun. Renkli lazer yazıcı ile maalesef mürekkepli lazer yazıcı kalitesinde fotoğraf basamazsınız. Buda yazıcı tipi tercihinde tercih sebebi sayılabilir. Eğer kaliteli renkli fotoğraf basacaksanız fiyatı cazip gayet uygun fotoğraf yazıcıları mevcut ve bunlar mürekkepli yazıcılar.

NOT: Sürekli Mürekkep Beslemeli Yazıcılar; bu yazıcıların mürekkep dolum hazneleri yazıcının dışında yer alıyor ve baya hacimli oluyor. Mürekkep ilavesi dışarıdan yapılması hem dolumu kolaylaştırıyor hemde maliyetleri düşürüyor. Ama buna karşın bu mürekkebin yapısı gereği donması ile kartuşun üzerindeki mikro deliklerin tıkanma sorunu ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Aslında bu yöntem, markaların değilde tüccarların geliştirdiği amatör bir yöntem. Ama bu yöntemi HP artık üretim hattına entegre etti.

20121205-003114.jpg
Şimdi Yazıcı Alırken Nelere Dikkat Edelim ?

– Öncelikle Lazer veya Mürekkepli yazıcıların hangisi size hitap ediyor yukarıda belirttiğimiz noktalara göre karar verin.

– Alacağınız yazıcının kartuşunu iyi araştırın. Çünkü aynı marka farklı model yazıcılarında farklı model tipte kartuşlar kullanıyor. Bu kartuşlar piyasada bulunması kolay mı iyi araştırın. Hatta yazıcıyı aldığınız yerde o kartuştan var mı satıyorlar mı sorun. Eğer yok abi ama gelecek derlerse hemen bir adım geriye çekilin ve bir daha düşünün.

– Yazıcıların, özellikle lazer yazıcıların tonerleri ilk aldığınızda demo olabiliyor. Normalde 2500 sayfa yazacak tonerler demo olunca 250-500 sayfa ile kısıtlanıyor. Bu nedenle yazıcı alırken kartuş veya tonerin demo olup olmadığını sorun.

– Ayrıca alacağınız yazıcıların kartuş veya tonerlerinin seri numarasını alarak dolum yapan Asi abilerimize bunların sonradan doldurulup doldurulmadığını sorun. Yada internetten kontrol edin. Ancak sonradan doldurulan mürekkepler çok kaliteli olmadığından tortu yaptığı ve buda yazıcınızın ömrünü tükettiğini de belirtmek isterim.

– Eğer kablosuz ağ veya Bluetooth destekli bir yazıcı tercih ederseniz çok mükemmel olur. Evde artık PC’yi açmadan tüm işlerinizi sizde benim gibi tablet yada akıllı telefonunuzdan yapıyorsanız emin olun çıktılarınızı da bu cihazlarınız ile almak isteyeceksinizdir. Bunun içinde kablosuz ağ destekli bir yazıcınız olmalı.

– All In One yazıcılar, tarayıcı, faks, özelliklerini de bünyesinde buran yazıclardır. Bazıları üzerinde yerleşik LCD ekranı da bulundurabiliyor. Evde fotokopi ve faks çekmeyecekseniz aslında çok gereksiz bence. Ama bazen öyle bir lazım oluyor ki keşke almışken tarayıcılı alsaydım dedirtebiliyor. Özellikle bazı resmi yazışma ve başvurularda; ” Lütfen bu formun çıktısını alıp elle doldurduktan sonra renkli olarak taratarak tarafımıza Jpeg veya PDF formatında iletiniz” yazısını görünce iyiki All In One yazıcı almışım dersiniz

Black Eyed Peas Solisti William, iPhone İçin i.am+ Foto.Sosho Kamera Modellerini Tanıttı(Ön İnceleme Videosu)

20121129-110144.jpg

Daha önce yazdığım bir blogda Black Eyed Peas Gurubu’nun solisti William James Adams’ın iPhone kamerasını 8’den 14 MP’e yükselten aksesuar üzerinde çalıştığını belirtmiştim. Şimdi ise sanırım artık tanıtımı yapıldı ve aslında sadece işlevlerinin bununla sınırlı kalmadığı da ortaya çıkmış oldu.

20121129-110113.jpg
Şimdi öncelikli olarak 3 ana model çıkacak. Bunlardan ilki, foto.sosho C4 dedikleri temel model. Temel olmasına rağmen yaklaşık 199 £ yani yaklaşık 315 $ civarında piyasaya çıkacak. Bu modelde sanırım sadece 3 farklı mercek(0,67x Genişlikte Macro, 0,28 Fish Eye ve Saydam Lens), ve birde dahili flash bulunacak. Bu model hem iPhone 4 ve 4S ile uyumlu olacak.
Diğer model ise foto.sosho V4 modeli. Bu model biraz daha klasik görüntüyü sevenlere hitap edecek gibi. Bunun fiyatı ise 299 £ olacak. Donanım olarakta ekstra arkadan aydınlatmalı sürgülü fiziksel klavye yer alacak. Ayrıca kasası altın ve gümüşle süslenmiş 2 farklı kasa yer alacak.

20121129-110635.jpg

20121129-110646.jpg iPhone 5 ile uyumlu olan Foto.sosho V5 ve L5 modelleri artık biraz lükse kaçıyor. Bunlarda bildiğiniz 5x optik zoom ve 14 MP’lik objektif yer alıyor. Bu objektif anladığım kadarı ile çıkarılabilir ve eminim ileride sonradan takılabilir daha gelişmiş objektiflerle karşılaşabiliriz. Bu model diğer temel modeller gibi 6 Aralık’ta çıkmayacak. Ama 2013’ün ilk aylarında bekleniyor.

20121129-110500.jpgBu fiyatlara bakılırsa Heleki iPhone 5 için olan modellerin fiyatını düşünmek bile istemiyorum. En kral fotoğraf makinesi alınabilir. Ama herşey tek bir cihazda yanımda olsun derseniz alınabilir. Ancak bu noktada iPhone’unuzun hacmi hatırı sayılır derecede büyüyecek. Ayrıca bu aparatta dahili kuvvetli bir flash olduğunu düşünürsek ve elektrik ihtiyacını iPhone’nun bataryasından yerse vay batarya ömrünün haline. Engadget sitesinden okuyup anladığım kadarı ile aparat maalesef dahili bir batarya içermiyor.
Öncelikle temel modelde yer alan mercekler için alternatif olarak ve daha öncede bahsettiğim ve 70$’a satılan OlloClip aksesuarını tavsiye edebilirim. 3 farklı mercek tek aparatta. Ancak bunda flaş söz konusu değil. Bu durumda iPhone’unuzun kendi flaşı ile yetinmek zorundasınız.
Bluetooth üzerinden bağlantı kurup hem kılıf hemde sürgülü fiZiksel klavye ise kalitesine göre, 12$~29$ arası bulmak mümkün. Hal böyle olunca ergonomi ve fiyat performansına bakacak olursak pek mantıklı değil. Ancak alacak olursanız da yanınızda artık bir tane Samsung Galaxy Camera gibi bir fotoğraf makinesi taşıyor olacaksınız.

20121129-110558.jpg

İlgili Kaynak : ENGADGET

ENGADGET İNCELEME VİDEOSU :

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=FkBlcWLhldU&w=560&h=315]

OlloClip iPhone 5 Lensleri Satışta (Ön İnceleme)

20121126-222129.jpg

Öncelikle piyasada birçok farklı markada Fish Eye(Balık Gözü), Wide Angle(Geniş Açı) ve Makro(Yakın Çekim) mercekleri mevcut ama genelde bunlar Çin menşei markalar. Dikkatle bakılırsa hepsinin kullanımı aynı.
Bu aparatları kullanabilmek için cihazınızın arka merceğinin etrafı düz bir yüzeye sahip olması yeterli. Telefonun kamera merceğinin üzerine bir metal halka yapıştırılıyor. Tabi bu 3 farklı merceklerinde hemen arkasında buraya cuk diye yapışması için mıknatıs var. Daha sonra bu 3 farklı mercekten hangisi kullanılacaksanız onu oraya tutturup çekiminizi yapıyorsunuz. Tabi bu 3 farklı mercek ayrı ayrı olduğu için taşınabilirlik yönünden biraz eksi not alıyor.

<a href="http://www.teknoperest

  • .net/wp-content/uploads/2013/09/20130925-132105.jpg”>20130925-132105.jpg

    Şimdi size bahsedeceğim OlloClip marka lenste bu 3 farklı lens tipi tek bir düzenek üzerinde yer alıyor. Bu aparatta iki yönlü iki tane lens gözüküyor. Ancak bu yönlerden biri sadece sabit Fish Eye lensi, diğer tarafta hem Makro hemde Wide Angle lensi görevi görüyor. Bu iki lens arasında değişim için lensi 180 derece sağa sola çevirmeniz yeterli oluyor.

    20121126-222842.jpgBu aparat iPhone’nunuzun köşesine direk geçiririlerek kameranın olduğu bölüme oturuyor. Köşe şeklinde olmasından dolayı sağa ve sola kayması zor gibi gözüküyor. Bu yapısından dolayı yukarıda bahsettiğim gibi metal halka yapıştırma ile uğraşmıyorsunuz ve “Hepsi Bir Arada” yapısıyla gereksiz bir kalabalık yapmıyor.

    20121126-222946.jpg
    Kısaca bu lenslerin ne işe yaradığından bahsedelim;

    Makro Lens: Aslında bir büyüteçtir. Profesyonel makinelerden bildiğim kadarı ile üretimi en maliyetli lenstir. Ama tabi bu aksesuarda ne derecede bu tecrübeyi yaşarız onu ancak fotoğrafçılık ile uğraşan arkadaşlarımızın yorumları ile anlarız. Bu dal artık bir hobi olarak görülüyor. Ufak nesler olabilir, böcek, çiçek gibi objeleri yakından çekmek istenildiğinde, telefonunuzun makro çekim kabiliyetini arttırarak daha iyi sonuçlar almanızı sağlıyor.

    20121126-222157.jpg

    20121126-222257.jpg

    Fish Eye Lens: Bu lenslerde 100 dereceden 180 dereceye kadar görüntü yakalamak mümkün. Ancak bu modda bir görüntü bozulması diyebileceğimiz durum söz konusu oluyor. Bu yüzden genelde görüntü efekti vermek amaçlı fotoğraflar çekmek için kullanılması daha mantıklı gözüküyor.

    20121126-222406.jpg

    20121126-222415.jpg

    20121126-222424.jpg

    Wide Angle Lens: Bu lensin adından da anlaşılacağı gibi Geniş Açı Lensi ile kameranız ile aynı mesafeden ve görüntü kalitesini bozmadan daha geniş bir görüntüyü fotoğraflıyabiliyorsunuz. Mesela daha önce vasat bir video inceleme yaparken 😀 bu aparata gerçekten ihtiyaç duydum. Çünkü inceleme yaptığım ürün hemen önümde ve ben bu ürünü iPhone’nin ekranına sığdırabilnem için maalesef telefonumu sürekli geriye çekmem gerekiyordu. Bu durumu, kameranızı açıp fotoğraf modundan video moduna geçtiğinizde açının nekadar daraldığını çok net anlayabilirsiniz. Aslında iPhone’da gerçekten bir çekim açısı darlığı sorunu söz konusu ve bence lensler arasında en gerekli lens diyebilirim(nacizane fikrim)

    20121126-222517.jpg

    20121126-222523.jpg

    20121126-222534.jpg

    Öncelikle OlloClip bu kadar artısı yanında tabi buna paralel olarak diğer Çin malı lenslere göre fiyatıda biraz yüksek. Fiyatı 70 $ civarında.
    Forumlarda biraz araştırdığımda çoğu kişi görüntü yakalamada kaliteyi arttırdığını ve görüntüyü bozmadığı ve aksine iyileştirdiğini yazmış. Ama diğer Çin malları için iyi yorumlar okumadım pek. Bu durumda bu fiyat, eğer fotoğraf çekmeyi seviyor ve hobi edindiyseniz verilebilir.

    Aslında bu ürünün iPhone 4 ve 4S için olanları piyasada mevcuttu ama çok ilgimi çekmemişti. Ancak baya kullanıcı fanatikleri olduğunu iPhone 5’in çıkması ile farkettim. Birçok forumda “iPhone 5 için OlloClip Lens Ne Zaman Çıkacak” başlığını görünce anladım ki eski iPhone 4 ve 4S kullanıcısı olup iPhone 5’e geçenlerin çıkması için sabırsızlandığı bir ürün 😉 tabi bu ön inceleme sayılabilecek yazıyı yazmamadaki nedenim de bu. Bakalım yakında temin edersemde o zaman tecrübelerimi de paylaşırım.

    Ve şiddetle aşağıdaki videoyu izlemenizi tavsiye ediyorum.
    [youtube https://www.youtube.com/watch?v=74HP-_2_nD0&w=560&h=315]

    İlgili; OLLOCLIP

    ;

    Galaxy Note 10.1 Jelly Bean 4.1 Güncellemesi Neler Getiriyor? (Premium Suit)

    20121123-151848.jpg

    Galaxy Note 10.1 Premium Suit

    Size anlatacaklarım arasında yenilikler mevcut tabiki, ancak genelde mevcut özelliklerde Android 4.1 ile dahada geliştirilmeler yapılmış ve yeni fonksiyonlar eklenmiş. Premium Suit adını verdikleri gibi Premium seviyesine taşınmış neredeyse, yani az kalmış 🙂 Bu geliştirimeler ile Windows RT’ nin alternatifi olabilir. (Win 8 değil RT tabiki) Ama bu gelişmeleri kesinlikle iPad (iOS) ile kıyaslamamak gerek çünkü biri ekmek diğeri ise su 🙂 yani ikiside kendi alanlarında önemli olup birinin sunduğu nimeti diğeri sunmuyor maalesef 😉

    Ultimate Multitasking

    Hemen ana ekranın altında kusayol şeklinde bulunan uygulamaların sayısı 16’ya yükselmiş. 16’sını birden açabiliyorsunuz. Açılan pencerelerin sağ alt köşesinden tutarak istediğiniz boyuta getirebiliyorsunuz. Açıkcası çoklu uygulama ile çalışacaklar için ana ekranı düzenleme açısından çok önemli bir adım olmuş.
    Açılan uygulama pencerelerinin üst kısmından tutarak istediğiniz yere taşıyabiliyorsunuz. Sol üst köşedeki sembole tıklayarak istediğiniz noktada pencereyi sabitleyip sürekli üstte olacak şekilde ayarlayabiliyorsunuz. Yani bu pencere altında diğer başka açık olan pencereyi yerinden oynatsanızda bu pencerenin arka planında hareket ediyor.( Bilmem anlatabildim mi :P)

    20121123-151936.jpg
    Çift ekran modunda açık olan iki uygulama %50-50 oranında ekranı kapladığını biliyoruz ama artık istediğiniz orana bunu ayarlaya biliyorsunuz. Yani ortadaki bölüm çizgisini sağa sola çekerek bu oranı istediğiniz gibi ayarlayabiliyorsunuz. Ve oarmağınız ile sürükleme ile bu iki ekranın yerini çok kolay bir şekilde değiştiriyorsunuz.

    20121123-152211.jpg

    Air View

    Bu özellik 4.0.4 versiyonunda internet tarayıcısında kullanmak mümkün ancak biraz daha geliştirilmiş. Air View kısaca SPen kaleminizi ilgili noktaya deydirmeden üzerinde tuttuğunuzda içeriği gösteriyor. Bu içerik gösterme;
    Gelen maili açmadan içeriğine göz gezdirmede.
    Fotoğraf albümlerini ve tabiki video klasörünü açmadan içerisinde yer alan belli sayıda fotoğrafları ve videonun ön izlemesini görebilme gibi olanaklar sağlıyor.
    Bence İnternet Tarayıcısı ve E-Mail dışında çok gerekli bir özellik değil, tabi sürekli resim, video, mp3 arşivi yapmıyorsanız. Ama görsellik olarak kullanıma mükemmel bir zevk kattığını da söylemeden geçemeyeceğim.

    20121123-152521.jpg

    20121123-152741.jpg

    20121123-152757.jpg

    20121123-152749.jpg

    Easy Clip

    Artık SPen tuşuna basılı tutarak herhangi bir resim veya internet sitesinden istediğiniz bölümü serbest çizim olarak kesip direk aşağıda size sunduğu paylaşım seçenekleri ile paylaşabilirsiniz ve tab SNote’a yollayabilirsiniz.

    20121123-152940.jpg

    20121123-152947.jpg

    20121123-153017.jpg

    20121123-153024.jpg

    20121123-153033.jpg

    20121123-153040.jpg

    20121123-153047.jpg

    S-Note

    SNote’da baya iyileştirilmeler var. Her nekadar 9 yenilik var deselerde iyileştirme ve geliştirmek demek daha mantıklı. Çoğu zaten 4.0.4’de bildiğimiz özellikler. Ama dikkatimi çekenlerden biri varki oda Paint’ten bildiğim “Renk Seçme” ikonu eklenmiş. Aşağıda yer alan ekran görüntülerine bakınca ne demek istediğimi anlayacaksınızdır.
    Ayrıca aldığınız notlara artık bir kitap sayfası çeviriyormuş edasıyla göz gezdirebiliyorsunuz 😉

    20121123-153306.jpg

    20121123-153314.jpg

    20121123-153323.jpg

    20121123-153329.jpg

    20121123-153336.jpg

    20121123-153354.jpg

    20121123-153359.jpg

    20121123-153405.jpg

    Paper Artist

    Bu uygulama gerçekten mükemmel. Eşdeğerlerine göre çok başarılı gözüküyor. Fotoğraflar üzerinde oynamayı ve değişik görsellik katmayı seven kişilerin vazgeçilmezi olacağına inanıyorum

    20121123-153525.jpg

    20121123-153531.jpg

    20121123-153537.jpg

    20121123-153541.jpg

    20121123-153520.jpg

    20121123-153515.jpg.
    Henüz Android Jelly Bean 4.1 güncellemesi Türkiye için yayınlanmasada dağıtılmaya başlandı. Türkiye için de yakındır yakında gelir diye umuyorum.